19 Temmuz 2016 Salı

DARBE DEĞİL OYUN, DARBE DEĞİL LİNÇ, DARBE DEĞİL İLGİNÇ!!!

Üniversitedeki hocam bi yazı paylaşmış facebook duvarında. Facebook kullanıcı Aykut Ertuğrul'un yazısını paylaşmak istiyorum. Gerçekleri alaylı bir dille anlatmış Aykut Bey.
"Darbe değil oyun. Darbe değil tiyatro. Darbe değil senaryo. Darbe değil şeriat. Darbe değil rejim değişimi. Darbe değil başkanlık. Darbe değil linç. Darbe değil ilginç. Darbe değil acemilik. Darbe değil darbe değil değil değil değil..." diye diye gayet nezih bir şekilde darbeyi engelleyeceklerdi aydınlarımız belki de. Halk yine her şeyi yanlış anlayıp sokaklara döküldü. Bidon kafalı halk! Büyük resmi göremedi. Bir de üstüne, gitti kendini öldürttü.
Öyle tankın önüne yatmalar falan. Allah bilir bir tank paletinin çalışma prensibini, tankın kendisini ezip geçeceğini, fizik kurallarını, bir darbenin anatomisini, darbe kelimesinin epistemolojisini bile bilmiyordu. Halk darbeden ne anlar? Canından endişe etmeyecek kadar cahildi. Bidon kafalıydı.
Şuursuz halk, müdahale etmese darbeci hainler de eninde sonunda aydınlarımıza inanacak, darbe değilmiş deyip kışlasına dönecekti. Hiç anlamıyorlar. Aydınlarımız yine kalabalıklar içinde (aslında karşısında) yalnız kaldı.
Hem ne olurdu darbe olsaydı. Biraz sabredip nebiçim öyküler romanlar yazar, filmler çekerlerdi yirmi otuz yıl sonra aydınlarımız.
Aynada kendine bakıp bakıp bakıp, elindeki viski bardağını öfkeyle fırlatıp, aynadaki çatlakta ikiye bölünen kendi yüzüne yakın çekim yapıp. Ödüller ödüller. Belki de olsaydı yani. Ne olurdu ki yani olsaydı...
Ama değildi yani darbe filan değildi oyundu. Aptal halk. Gitti kendini öldürttü.
Şehri, meydanları kirletti. Çöpleri yere attı, bağırdı çağırdı sakallı adamlar çarşaflı kadınlar kornaya bastı. Ezanlar selalar... Hiç durmadan. Dakkada bir. Gürültü kirliliği. Çevre kirliliği. Hem ne kadar da erkek egemen bir çıkıştı o öyle. Bağırışlar çağırışlar kafa tutmalar. Kaba halk gitti kendini öldürttü.
Hiç estetik değildi, estetik ölmediler, ne bileyim bir slogan bir duvar yazısı bile... Gerçek halk bu değil. Tayyip halkı kandırdı. Generalleri kandırdı. Halkı darbe olduğuna inandırdı. Halk da anladınız işte, gitti kendini öldürttü.

İşte Bunu İzleyin!


Bu video yayınlandığından beri sürekli bunu izliyorum. Her seferinde tüylerim diken diken oluyor. Öyle zor günlerden geçiyoruz ki öyle acı şeyler yaşıyoruz ki Allah ülkemize sabır ve güç versin. Bu videonun üzerine ne söylenilse az. Konu Türkiye olunca otomatik olarak ucuda ümmete dayanıyor. Kabe'de edilen şu dua hürmetine, göz yaşı akan şu ümmet hürmetine Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

2 Temmuz 2016 Cumartesi

DÖNDÜM AMA ELİ BOŞ DÖNMEDİM! KORE DİZİSİ SEVENLER BURAYA!!

Malum size uzun süreden beri yazamıyorum. Stajdı mezuniyetti derken dolu dolu bir sene geçirdim. Sizlere çok güzel 3 kore dizisiyle geri dönüyorum.

7 Temmuz 2015 Salı

Dizi önerisi: PRISON BREAK!!

Çok fazla dizi ve film izlediğim için artık zevkime uygun, ,izlenebilecek şeyler bulamıyorum. Sevdiğim bir tarz olmadığında muhakkak yarıda bıraktığım için arkamda  dağ gibi bir sürü dizi ve film var diyebilirim. Ramazanında gelmesiyle birlikte misafirdi, davetlerdi derken dizi izlemeyi bırakmıştım. Allaha şükür 4 gündür rahatım ve bu rahatlığımı süper bir diziyle taçlandırdım. Prison Break!. Normalde hapishane filmlerini pek sevmem. Ama bu dizi tam benlik. Dört günde bir sezon bitirdim. Dizi 2005 yılında yayınlandı ve ABD yapımı. Bölümleri yanlış hatırlamıyorsam 40 dakka civarında. Sürükleyici bir dizi olduğu için her bölüm bana çerez gibi geldi diyebilirim. Bu yüzden 4 günde 22 bölümlük ilk sezonu bitirdim. Konu inşaat mühendisi olan Michael Scofielt ve başkan yardımcısını öldürdüğü için idam edilecek abisi Lincoln Burrows etrafında dönmekte. Michael abisinin masum olduğu inanıyor. Tek çaresi onu hapishaneden kurtarmak. Bunun için büyük bir plan hazırlıyor ve he planı vücuduna kazıyor. Planını gerçekleştirebilmesi içinde banka soyuyor başrol oyuncumuz. Evet her şey böyle başlıyor ama her bölümü bitirirken acaba bu sefer ne olacak meraklanıyorsunuz. Özellikle sezon finalini kalbim kaldırmadı:))
Bakışlara gel!!

Michael gerçek adıyla Wentworth Miller harika bir adam. İzlerken o delici bakışlarından korkun kızlar. Adam baya iyi. Tam aşık olunası ama olmayın. Maalesef kendileri gay:( Dizi çekimleri sırasında birçok defa gay olduğunu inkar etmiş. Birkaç yıl önce Rusya'ya davet edilen Wentworth Rusya'nın LGBT yasalarına karşı tutumunu beğenmediği için gay olduğunu açıklamış ve daveti reddetmiş. Yazık oldu adama:)) Neyse bana güvenin ve bu diziyi kaçırmayın. Bu abi kardeş şimdi The Flash' da oynuyormuş. Belli olmaz her n o diziye de başlayabilirim. Bu ikili bir harika:))


28 Haziran 2015 Pazar

NE JOHN SNOW ÖLDÜ MÜ?: GAME OF THRONES!!

Dünyada en çok izlenen diziymiş bende izliyim bari benim neyim eksik diye başladım. Sonra ne mi oldu dördüncü bölümde bıraktım. Açık sahneleri o kadar çok ki izlemek istememiştim. Ben bıraktım ama arkadaş grubumdaki herkes izleyince tekrar başlamak zorunda kaldım. İyi ki, iyi ki başlamışım.

18 Haziran 2015 Perşembe

Kuyucaklı Yusuf: Kitap Tanıtımı

İlk kez bir Sabahattin Ali kitabını okuduğumu utanarak belirtmek isterim. O çok ünlü Kürk Mantolu Madonna'sını halen okumuş değilim.

16 Haziran 2015 Salı

Posta Kutusundaki Mızıka: Kitap Tanıtımı

" Sevgili dost, Sana ne yazacağım ki, ellerim titremeye başladı. Tokatlı Kani'den ödünç aldığım iğneli dilim dolaştı. "Ne güzel!" diyecektim oysa, bir dostla yanında değilken konuşmak. Ne güzel diyecektim, mektup mu; yazarak susmak. "
Sevgili dost diye başlamış Ali Ural yazısına ve sevgili dost diyerek de bitirmiş. Okurken altını çizmelere doyamadım kitabı.

7 Haziran 2015 Pazar

Film Önerisi: PREDESTİNATİON

Bilim-kurgu filmlerine bayıldığımı daha önce söylemiştim sanırım. Film önerileri ile ilgili yazı yazan web sitesinde rastladım bu filme.

5 Haziran 2015 Cuma

Takip Ettiğim Diziler: Game Of Thrones, Arrow, Teen Wolf

Sormayın 4.sınıf oldum. Güzel işte diyosanız üniversite hayatına yeni yeni ısındığım için buruk girdim tatile. Gerçekten benim için uzun ve yorucu bi seneydi.Okulda kapanınca baya işsizim şu aralar.Sizinle devam ettiğim dizileri paylaşmak istiyorum.

İlk Olarak ARROW !!

17 Mayıs 2015 Pazar

Dizi Tanıtımı: KİLL ME HEAL ME

İşte Eklendi harika bir kore dizisiyle yine karşınızdayım. Başrollerinde Ji Sung Hwang Jung Eum Var Ettik. Yani bu dizi izlenmez mi, bence izlenir :) çokta spoiler vermeden yazmak Hakkında istiyorum Yazımı. 


 Ji Sung dizide, VARLIKLI Bir aileye Sahip zengin işadamı bir olan Cha Do-Hyun karakterini canlandırmaktadır. ONUN karakteri, çocukluğunda geçirdiği travma sonucunda bir, Dissosiyatif kimlik bozukluğu hastalığından muzdarip olur ziyaretinde Kendi öz kişiliği de 7 Farklı kişiliğe (Cha Do-Hyun Dahil, Shin Se-Gi, Perry Park, Ahn Yo-Sub, Ahn Yo-Na, Nana, Bay X) sahiptir Ettik.



Hwang Jung-Eum dizide, psikiyatri kliniğinde ilk Yılında Olan Oh Ri-Jin karakterini canlandırmaktadır. ONUN karakteri parlak Bir kişiliğe sahiptir ama Cardio ZAMANDA manik depresiftir (Hastanın duygu Durumu aniden Yükselir, ya çok neşeli olur ya da tam aksine çok üzgün ziyaretinde ümitsiz Kalır.) Cha Do-Hyun (Ji Sung) adındaki Bir hasta doktor oldugunu gizler Daha, sonra ONUN kişiliklerinden Birine aşık olur.

Ji Sung oyunculuğunu konuşturmuş desem yeridir. İki dizide 7 Farklı karaketere girip hepsininde hakkından gelmek Büyük başarı doğrusu.
Benim en sevdiğim karakterim Ahn Yo Na'ydı. Hele oppa diye koşturması ben onu sahnesinde güldürdü.




                                       Abisinede çok üzüldüm ya canım benim Pekte yaşıklı.

26 Nisan 2015 Pazar

MÜZİK LİSTEM: Dinlenilesi Şarkılar


Güneşin çıkması, havanın biraz ısınması demek sanatçıların yeni albümleri, yep yeni şarkılarının çıkması demek aynı zamanda. Bu senin en iyi yaz şarkısı Yalın'a ait bence. Dinlemelisiniz bu şarkıyı:)

Dergi Tanıtımı: PSİKEART


Sosyal hizmet bölümü 3.sınıf öğrencisiyim. Bu dönem psikiyatrik sosyal hizmet dersi aldım ve psikiyatriye aşık oldum diyebilirim.İnsan zihnin karmaşası her zaman dikkatimi çekmiştir. Paranoyalar, şizofreniler ve bunların altında yatan sebepler dedin mi kulaklarım dikilirdi zaten. Dersi almamla beraber psikiyatriye olan ilgim dahada arttı. Eğitim aldım evet ama çok yüzeysel bir eğitimdi, Genel olarak hastalığın başlangıcı, tedavisi öğrendik. Önemli olan bizim için sosyal boyutuydu. Size önereceğim kitap ve dergi çok tıbbi şeyler değil yani. İlk olarak bir hocamın tavsiyesiyle ''PSİKEART'' dergisini almaya başladım. Dergi iki ayda bir çıkıyor. Bu yüzden şimdiye kadar iki sayı alabildim. Biri mobbing diğeri ise samimiyetle ilgili. 
Derginin dilini daha iyi anlamanız için sizinle bazı yerleri paylaşmak istiyorum. Geçmiş sayıları olduğu için spoiler vermişde sayılmam böylece. İlk olarak ''Samimiyet''sayısından size söylemek istediğim yer dostlukla ilgili. 
''Dostluk ve samimiyet apolitiktir, bazen yaralar. Muhatabının inkar ettiklerine ilişkin içsel yaşantısını dillendirmeden edemez, onun zırhını ve savunmalarını alaşağı eder. Bu bir ''vahşi yüzleştirme''dir. Dost acı söyler ve acıtır.'' 
'' Samimiyet cesaret gerektirir,korkarken soyunamazsınız ki. Aşık oluş gibi tehlikeli, incinmeye açık bir ''kendini, içini açış'' içerir. Korku toplumlarında samimiyet ölümcül bir pratiktir, içten konuşursunuz ve vurulursunuz! Ancak cinayette samimiyetle işlenir, katiliniz de nefret ve hiddetini eyleme vururken samimidir!''
Mobbing ise kelime anlamı olarak yıldırma demek.Bir eylem biçimi olarak mobbing ise, psikolojik şiddet, kuşatma, topluca saldırma,rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamına gelmektedir.  Daha çok psikolojik taciz anlamında kullanılmakta. Ne yazık ki günlük hayatta çokça mobbinge maruz kalıyoruz. Hatta biz başka insanları mobbinge uğratıyoruz. ''Mobbing'' sayısında sizinle paylaşacağım şey de şu: 

''Biraz insanlık hali der gibi olsa da öyle, ''mobbing'' bir ev hali. Evin yıldırdığı, bezdirdiği, örselediği, kırdığı, yaraladığı, sakatlandığı ve nihayet öldürdüğü ''canlı''lar olarak salınıyoruz sabahları sokağa.''
Gördüğünüz gibi etkileyici ve oldukça yararlı bir dergi tavsiye ederim arkadaşlar:) 

29 Ocak 2015 Perşembe

MÜZİK LİSTEM: Dinlenilesi Şarkılar

Deyim yerindeyse popüler kültür dört yanımı sarmış. Yabancı diziler, filmler ve tabi ki müzikler tarafından kuşatılmış durumdayım. Her genç insan gibi bende müzik dinlemeyi çok seviyorum. Ama benim ki hastalık boyutunda. Şehir merkezine uzakta oturduğum için okula gitmek tam bir işkence benim için. Tam olarak 1 saat 15 dakika sürüyor yolculuğum:(
Hal böyle olunca yolculuğu çekilebilir kılan tek şey kulaklığım ve müziklerim. 
Uzun bir süredir aşık olamadığım ve olmak istemediğim için genel olarak hareketli şarkılar dinliyorum. Popmuş, rockmış ayırt etmem hiç. Hepsi benim bebeklerim :D
Gelelim müzik listeme:
IGGY  AZALEA: Eminem haricinde yabancı rap dinlemezdim.  Jennifer Lopez'le yaptığı düetle keşfetmiş oldum kendilerini. Düet yaptıkları '' Booty '' şarkısı ve klibi çok beğenildi. Klibi gerçekten dikkat çekici. Her yer booty dolu :D Benim Iggy'nin en sevdiğim şarkıları ''Work'' ve Rita Ora ile düet yaptığı ''Black Widow''. Özellikle tekrar tekrar Black Widow'u dinliyorum.
OĞUZHAN KOÇ: Sesini bayılıyorum diyemem ama Oğuzhan'ın şarkıları cidden çok güzel. ''Ben Hala Rüyada'', ''Yüzük'',''Her Aşk Birgün Biter'' sevdiğim şarkılar. Benim size önereceğim 3 Adam'ın dünkü bölümde ilk defa dinlediğim ''Bu Yol Uzar'' şarkısı. Bildiğimiz Oğuzhan Koç şarkısı ama ben çok beğendim umarım sizde beğenirsiniz. 
SİA: 39 yaşındasın be kadın o ses nereden çıkıyor!! Çok rahatlatıcı bir sesi var. Eminem, Rıta Ora, Jennifer Lopez gibi sanatçıların şarkılarını yazmış. Benim önereceğim şarkısı ''Chandelier''. Avize diye şarkı olur muymuş demeyin, dinleyin :)
MAROON 5: Moves Like Jagger şarkısıyla sevdiğimiz grubun ''Animal'' şarkısını dinlemelisiniz!!
MAJESTE: Önereceğim şarkı ''Sadece Sen'' filminin şarkısıymış. Filmin orjinali olan Kore versiyonunu izlediğim için sadece seni izleme gereği duymamıştım. Kafede arkadaşımla otururken rastladım bu şarkıya. Hemen hazreti google'a yazdım sözlerini. ''Aşk Dediğin''. Kesinlikle harika bir şarkı, dinleyin.
Bu aralar en çok dinlediğim bunlardı. Dinlemekten bıkmadığım ve sürekli dinlediğim şarkılarda şöyle buyurun:
Megan Traninor-All About That Bass
One Repuclic- Counting stars
Passenger- Let her go
Pink- Try, True Love
Kansas - Carry On Wayward Son
Hande Yener- Haberi Var Mı, Naber, Alt Dudak
Demet Akalın- Koltuk
Benim müzik listem oldukça karışık gördüğünüz gibi. Sizinde dinlenilesi şarkılarını bilmek isterim. Sevgiler:)



28 Ocak 2015 Çarşamba

Çekiliş Haberleri

Arkadaşlar bugün size severek izlediğim iki bloğun çekiliş haberini duyurmak istiyorum. Gelin hep birlikte çekilişlere katılıp şansımızı deneyelim. 
1.Zeyus Anka bloğunun çekilişine katılmak için tık tık :)
Zeynep Çalışkan arkadaşımızın sevgililer günü çekilişi var. Oldukça güzel hediyeler hazırlamış.
 Rujlar, ojeler, farlar ne ararsanız var yani:)
Zeyus Anka 'nın çekilişe sizde katılın derim.
2.Bakımlı Ginepig bloğunun çekilişine katılmak için tık tık :)
Bloğun hem ilk çekilişi, hem de bir sevgililer günü çekilişi!
Çekilişin hediyeleri:

Gördüğünüz gibi harika bir çekiliş olmuş.
Bakımlı Ginepig 'in sayfasını ziyaret etmeyi unutmayın. Eğlenceli bir çekiliş olduğunu göreceksiniz:)
 

24 Ocak 2015 Cumartesi

Film Tanıtımı: BANA MASAL ANLATMA

Kardeşimin tavsiyesi üzerine fragmanını bile izlemeden gittim filme. Halen vizyonda olan film daha ilk sahnesinden sizleri bağlıyor. Eğer gülmek, mutlu bir gün geçirmek istiyorsanız sevgilinizle, arkadaşlarınızla veya ailenizle gitmeniz gereken bir film. Senaryosunu Leyla ve Mecnun dizisinin yazarlarından Burak Aksak yazmış. Baş rollerinde ise Hande Doğandemir ve Behzat Ç. dizisinden bildiğimiz Fatih Akman oynuyor. Gerçi Fatih Akman öyle bir zayıflamış ki dibim düştü onu izlerken. Ya aslında bu adam çok yakışıklıymış dedik. Gelelim filmin içeriğine. Yılmaz Erdoğan'ın Ayperi masalını anlatmasıyla başlıyor filmimiz. 
 Suriçi semtinde yaşayan ve hayatını dolmuş şoförlüğü yaparak kazanan iyi kalpli ve çekingen Rıza, mahallesinin gözbebeği olan genç bir delikanlıdır. Fakat doğru bildiği her şeyi Ayperi ile tanışınca yeniden gözden geçirecektir! Zira Ayperi el attığı her şeyi güzelleştiren masal kahramanı tadında bir kızdır. Biri kahraman olmak isterken, diğeri kahramanının peşindedir...
 Öyle sahneler var ki gülmekten karnıma ağrılar girdi diyebilirim. Özellikle Cengiz Bozkurt çok güzel oynamış. Şangay beşlilerinin olduğu dövüş sahnesi vardı ki akıllara zarar. Tabi zencilerin seslendirdiği Sedat Sayan'ın 'Ellere Düş' şarkısını da unutmamak lazım. Sizinle paylaşmak istiyorum.
Çok tatlı değiller mi??:))

 Koşun gidin izleyin derim..

Kitap Tanıtımı: BEYOĞLU'NUN EN GÜZEL ABİSİ

''Aşk, hayatı; cinayet ölümü sıradanlıktan kurtarır!'
'Uzun bir aradan sonra kitap tanıtımıyla dönüş yapmak istedim. Uzun zaman önce aldığım ama okumak bir türlü nasip olmayan Ahmet Ümit'in kitabını sizlere tanıtacağım. Cinayetle ilgili ilk romanlara ta ilk okuldayken Peyami Safa'nın Semra Ve Gölgesi kitabıyla başladım. Başlangıç güzel olduğu için sanırım cinayet romanları okumayı pek severim. 
Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikayesi. 
Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke...
Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
Merakla, bir çırpıda okuduğum bir kitaptı. Beğendin mi diye sorarsınız gerçekten kararsızım. Yukarıda yazdığım tanıtımın üzerine kurulmuş bir kitap ama asıl meseleyi Beyoğlu'nun en güzel abisi anlatmış. Yani Nevzat baş komiserin dilinden anlatılmış olaylar. Onun yaşamından kesitler verilmiş. Yardımcısı Ali ve kriminolog Zeynep'in aşkları da tat katmış romana. Dediğim gibi bir çırpıda okudum, ama sonundan pek tatmin olmadım sanırım. Kesinlikle katil beklemediğim biriydi ama yazar sanırım hemen bitirmek istemiş romanı. Bir de Gezi olaylarından sürekli olarak bahsedilmiş. Bahsinin geçmesi gayet normal ama gezi propagandasına dönüşmüş kitap bazı yerlerde. Bu yüzden o kısımları atlaya zıplaya okudum. Tabi verdiği çok güzel mesajlarda var. Mesela:
Genel anlamda beğendiğim bir kitap oldu. Okumanızı tavsiye ederim tabi ki de :) 






21 Kasım 2014 Cuma

FİLM TANITIMI: DOGVİLLE !!

                                                        Dogville poster.jpg
Uzun bir aradan sonra size entelektüel açıdan tavan yapmış bir film önereceğim. Dogville... Böyle diyorum çünkü filmin her sahnesinde, oyuncuların her mimiklerinde ayrı ayrı mesajlar bulacağınız bir film.
 Filmi izlerken ilk 45 dakikada zorluk çektim. Ama sonrasında yarıda bırakmadığım için sevindim. Mekan olarak çizilmiş, kapısız, duvarsız evler olağan dışı olduğu için zorlanıyorsunuz. Fakat oyuncular ve efektler sayesinde gerçekten orada kapı varmış gibi görüyorsunuz bir süre sonra.

[fog.jpg]
Dogville Kasabası
 Baş rolde Nicole Kidman'ın hayat verdiği güzel, zengin ve polyanna kızımız Grace var. mafyadan kaçan Grace kendini herkesin birbirini tanıdığı, sıcak, samimi ve güvenilir insanların olduğu Dogville kasabasında bulur. Kasabanın genç filozofu Tom onu mafyadan saklar ve kurtarır. Grace'in kasabada yaşaması ve kasaba sakinleri tarafından kabul edilmesi için ona yardım eder. Buraya kadar her şey normal ve gayet objektif. Asıl olaylar bundan sonra başlıyor. Bir insan ancak bu kadar suistimal edilebilir diyorsunuz. Polislerin kasabaya gelip gitmesiyle Dogville kasabası Grace'in onlara muhtaç olduğunu düşünür. İşte bundan sonra kasaba Grace için dayanılmaz ve çekilmez bir hal alır. 
Nicole Kidman
 İçerik olarak film birey-toplum çatışmasını sert bir dille anlatmış. Sürü psikolojisiyle hareket eden toplumun birey üzerindeki etkisini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Bireyi nasıl hissizleştirdiğini, onu bir nesne haline dönüştürdüğünü ve amaçları doğrultusunda gerekirse köleleştirdiğini anlatıyor. Sürü psikolojisiyle hareket eden Dogville yaptıkları iyiliğin karşılığını acımasız ve doyumsuz bir şekilde istiyor. Grace'i zincirlemekten tutunda tecavüze kadar yapılan bu bedel ödeme işi Dogville tarafından o kadar olağan karşılanıyor ki ona yardım eden ve sevdiğini söyleyen Tom dahi bu durumu sorgulamıyor. Hatta filmin sonunda sorguladığı tek şey Grace oluyor. Öyle ki onu mafyalara teslim etmekte hiç çekinmiyor. Burada da aşkı ve sevgiyi sorgulamak lazım. Filmin en başında ortaya çıkan ve  Tom'un yaktığını söylediği o kartvizit aslında hep Grace ve Tom arasındaymış. 
 Film sırasında Grace'in polyanna halleri sizi biraz sinir edebiliyor. Ama senaryo öyle iyi kurgulanmış ki bu konuda filmin sonunda tatmin oluyorsunuz. Mafyaların kasabaya gelişiyle Dogville hiç beklemediği bir muameleyle karşılaşıyor. Mafya lideri kızımızın babasıymış. İyi kalpli kızımız Grace babası gibi olamamak adına mafyadan kaçmış meğer. Filmin sonlarına doğru babasıyla konuşması oldukça etkileyiciydi. Grace'i kendine getirende bu konuşma oldu.
 ''Herkesi affetmek kibirden başka bir şey değildir'' sözü Grace'e Dogville'den intikam alma arzusu yaratıyor. Burada da bize zaman içerisinde toplumdaki rollerin değişebileceği anlatılmaya çalışılmış. Dediğim gibi film sonuyla sizi tatmin ediyor. Herkesin ölümüyle biten filmde son olarak Grace ve Dogville'nin korucusu, Grace'i ilk karşılayan kişi köpek Musa kalıyor. Ha bu kadarına gerek var mıydı bilinmez. Ama anlatılmak istenen ve verilen mesajlarla gayet güzel ve spesifik bir film. Tavsiye edilir :))


         
 

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Kore Dizisi Tanıtımı: You're All Surrounded, Cunning Single Lady, Doktor Stranger

Tabi ki ben Kore dizilerinden de eksik kalmıyorum. O kadar iyiler ki eksik kalmak olmaz ki canım, ayıp yani. Sene olmuş 2014. Dünya'yı sallayan bir Hallyu kasırgası var. Bu kasırgadan benimde etkilenmem şarttı tabi. Öyle ki bu dördüncü senem. Üniversiteyle birlikte ne kadar Kore'yle ilgili şeylerle ilgilenememiş olsam da vakit buldum mu hiç kaçırmam başlarım bi kore dizisine. Bu aralarda boş zamanım oldukça fazla. Size yeni bitirdiğim ve çok sevdiğim dizileri tanıtacağım.

YOU'RE ALL SURROUNDED
Dizimiz Gangnam polis merkezinde geçmekte. Genel olarak Seo pan seok ve dört çaylağının(Eun Dae Koo, Eo Soo Sun, Park Tae Il ve Ji Kook) maceralarını ve geçmişte yaşadıklarını anlatmakta. 
Ben beni mutlu eden dizileri izlemeyi severim ve bu diziyi izlerken de oldukça mutlu oldum. Öyle ki kahkaha krizine girdiğim oldu. Hele bi piknik sahnesi vardı ki... Neyse anlatmıyorum kesin izleyin :D
Ha bide bunların aşkların vardı :))
Dikkat!!
Dizideki karakterlerin her birinin bir hikayesi var. İzlerken bazen göz yaşlarınıza, bazen de kahkahalarınıza engel 
olamayacaksınız :)

CUNNİNG SİNGLE LADY

+
Dizinin Konusu: Ae Ra mühenlik okuyan Jung Woo ile tanışır. Bir süre sonra evlenirler. Maddi sebeplerden dolayı anlaşamazlar ve boşanırlar. Boşandıktan sonra Ae Ra zor bir yaşam sürer. Jung Woo ise başarılı bir iş adamı olur. Bunun üzerine Ae Ra, Jung Woo ile tekrar evlenmeye çalışır. 
Diziye Joo Sang Wook için başlamıştım. İyi ki de başlamışım. Dizi 1-2 bölümde inanılmaz çekti kendine. oturup arka arka 5 bölüm izlediğim zamanlar oldu. Lee Min Jung ve Sang Wook o kadar tatlı bir çift olmuşlar ki kesin izlenmeli diyorum :)) 

DOKTOR STRANGER

Çocukken, Park Hoon ve onun babası Kuzey Kore tarafından kaçırılır. Kuzey Kore'de Park Hoon, zaten bir doktor olan babası tarafından bir doktor olmak için eğitilir. Park Hoon göğüs cerrahı alanında bir deha olur ve daha sonra Güney Kore'ye kaçar.

 Park Hoon Güney Kore'nin en iyi hastanesi olan Dong woo Üniversitesi Hastanesi'nde bir doktor olarak çalışmaya başlar, ama o kendini tam bir yabancı gibi hisseder. O, Kuzey Kore'den sevdiği kadını getirmek için para kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdır.



Açıkçası bu dizinin sonunda hayal kırıklığına uğradım. Ama izlemeye değer diye düşünüyorum. çünkü son bölüme kadar heyecanını kaybetmedi. Eğer boş vaktiniz varsa izleyin :)  





4 Ağustos 2014 Pazartesi

Film Listem: BİLİM KURGU, AKSİYON

Ben çok fazla yabancı dizi ve film seyreden biriyim. Tür olarak da bilim kurgu filmleri olmazsa olmazlarım arasında. Bu filmleri izlerken kendimi başka bir dünyadaymışım gibi hissediyorum. Ülkemiz bu türde ne kadar geri kalmış olsa da yabancı ülkeler bilim kurgu filmlerinde her gün yeni bir çığır açmakta. İşte en beğendiklerim: 
1. ELYSIUM, YENİ CENNET
Kesinlikle izlenmesi gereken bir film..
Konusu= Çoktan çökmüş olan dünyayı ve beraberinde insanlığı daha temiz bir dünyaya taşımak. Tıpkı Prometheus'yi çağrıştırırcasına, Yunan mitolojisine göndermeler içeren Elysium'da, 2154 yılında dünyada hala varlığını sürdürebilen yegane iki sınıfın çatışması temel alınmakta. Elysium'un varsıl ve şanslı "egemenleri" teknoloji alanında üst düzey bir gelişim gösteren gezegenlerinde lüks içerisinde yaşarken; "çürümüş dünya"da geri kalan kalabalık insan topluluğu tedavi ihtiyaçları için bile Elysium'a ihtiyaç duymaktadır.

Ancak iki gezegen arasında yapılan anlaşmalar gereğince Elysium'a girmeleri kesin suretle yasaktır. Ta ki Elysium'a gitmekten başka çaresi kalmayan Max isimli sıradan bir adam çıkana dek...

 2. AÇLIK OYUNLARI 1 ve 2 
Bu filmin kitabını da okumuştum. Üçüncü filmi sabırsızlıkla bekliyorum :) 
Yakın bir gelecekte Kuzey Amerika kuraklık ve arkasından gelen yangın ve kıtlıklarla zayıflayarak çökmüş; yerini bir başkent ve 12 eyaletten oluşan Panem adında bir ülkeye bırakmıştır. Bu yeni ülkede her sene eyaletlerden kura ile seçilen ikişer gencin katıldığı "Açlık Oyunları" düzenlenmektedir. Kısmen eğlence amaçlı, kısmen de halka göz dağı vermeyi hedefleyen bu oyunlar, ayrıca tüm Panem ülkesinde televizyonlardan da izlenmektedir. 24 farklı 'yarışmacı' bütün televizyon seyircilerinin gözleri üzerindeyken, rakiplerini eleme ve hayatta kalma mücadelesi vermektedirler. 

Katniss'in 16 yaşımdaki kız kardeşi Primrose, maden yataklarıyla ünlü eyaletin 'kadın yarışmacısı' olarak seçildiğinde Katniss onun yerini almak için gönüllü olur. Erkek katılımcı Peeta ile Katniss, kendilerinden yaş ve kuvvet açısından daha büyük, güçlü ve ömürleri boyunca bu an için eğitilmiş olan rakiplerine karşı ayakta durmaya çalışırlar...
3. BAŞLANGIÇ 
Hayatımda izlediğim en iyi film. Leonardo Dicaprio dendi mi o film izlenir zaten.
Dom Cobb uzmanlık alanı, zihnin en karanlık ve savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb'un bu nadir insanlarda görülebilecek yeteneği, bu ender rastgelinebilecek mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği herşeye malolmuştur.
Cobb'a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkansız ?başlangıç'ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.
Filmin son sahnesi. İzledikten 1 saat sonra bile bu şeyi düşünüyor olacaksınız :)
Umarım beğenirsiniz. İyi seyirler :))) 
  Google+
 



2 Ağustos 2014 Cumartesi

Çekiliş Haberi

Arkadaşlar sizlere daha önce çekiliş haberlerini de duyuracağımı belirtmiştim. Şimdi size okuma listemdeki üç bloğun harika çekilişlerini sunacağım :)
1. My Little Maskara bloğu 'Yaza Meraba' çekilişi düzenlemiş.
Çekilişe katılmak için tık tık :))

2. Gözde Okul bloğunun çekilişi katılmak için tık tık :)

İşte karşınızda beklenen çekiliş yazısı! Ürün seçimini yaparken kullandığım, beğendiğim ve başkalarının da iyi yorumlar yaptığı ürünleri seçmeye çalıştım. Ürünlerin hepsi yeni ve hiç kullanılmamıştır. Öncelikle ürünleri tanıyalım.İlk olarak tırnak ürünlerinden başlıyorum. Severek kullandığım P2 markasının 3 tane ojesini hemen ekledim. Daha önce nereden alabiliriz?, çekiliş yaptığında koyar mısın? gibi sorular almıştım. P2 markası dmadındaki bir kozmetik marketinin kendi ürünü ve bence oldukça da kaliteli. Essence ile aynı ayarda ama ben daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ojelerinin sürümü, rengi ve kalıcılığı oldukça başarılı ve Essence’dan daha iyi. Rossmann gibi belki dm de Türkiye’ye mağaza açmayı düşünürse bu markanın ojelerinden alabileceğiz. Ek olarak, Born Pretty Store nail art bantlarından pembe 1 tanesini koydum.Ellere bakım için ise Balea’nın papaya özlü el kremi ve yoğun bakım için P2 markasının eldivenlerinden eklemeyi de unutmadım. P2’nin eldivenin özellikle kışın soğuktan kuruyan ellerime gece bakımı için kullanıyorum. Bazen ise bir yandan el ve tırnak bakımı yaparken bir yandan da diğer işlerimi halledebilmek için eldivenleri takıyorum. Bende 3 farklı markanın eldiveni var ama en rahat olanının bunlar olduğunu söyleyebilirim.En en en çok sevdiğim dudak nemlendiricim bebe zartrose! Tesadüfen tanıştığım bu nemlendiriciyle aşk yaşıyorum resmen. Sürdüğümde kokusu her seferinde bana pirinç unlu muhallebiyi hatırlatıyor ve dudaklarımı yumuşacık yapıyor. Bu ürünü eklemesem olmazdı. Ek olarak 2 tane deneme boy ürünüm var. İlki Bioderma’nın Exfoliating gel yani peeling jeli. Benim de haftada 1 kullandığım bir ürün. Minik tanecikleri olan bu ürünü doktorum önermişti. Bir diğer minik boy ürün ise Chanel Le Lift yüz kremi.Son olarak vücut ürünleri; yazın sıcağında terden korunmak için Nivea’nın Stress Protect deodorantının seyahat boyunu ben çantama yedekledim bile. Ferahlatıcı mango kokusuyla Balea Vücut spreyini son zamanlarda sık sık kullanıyorum. Vücut nemlendiricisi olarak Traclemoon’un muhteşem meyve kokularını duymayan yoktur. Seyahat boy vücut kremi ve hem kremin emilimini arttıran hem de kan dolaşımını hızlandırıcı masaj yapan masaj aletini çekilişe dahil ettim.
3. Makeup By Jade bloğu 1. yılı kutluyor..
Çekilişe katılmak için tık tık :))

Şimdiden herkese iyi şanslar :)
 

Artemisin Feneri Template by Ipietoon Cute Blog Design and Bukit Gambang